4 Şubat 2020 Salı

Hayalleri Var Çocukluğumun


Güzel şeyler yazamıyorum artık. Göreceli bakma yeteneğimi kaybettim sanırım.

Kendimle saklambaç oynarken buluyorum kendimi, sürekli bir şeylere bakakalmışken yakalıyorum. Hayat paradoksunun yine mutsuz kısmındayım galiba, ama zaten mutluyken bu beyaz sayfalarla asla görüşmüyorum.

Kendimi kandıramıyorum sanırım artık, motive edemiyorum. Zaten bir döngü ise bu, Ay’ın aydınlık yüzünü dönmesini bekliyorum. Gecelerle tekrar arkadaş olmak istemiyorum. Bu hissi sevmiyorum.
Müzik dinlemeyi rutin haline getiriyorum, yanlış yapıyorum. Bu oyunun kurallarını ezbere biliyorum, yine de yapıyorum. Sanırım şikayetçi olma hakkım yok, sonuçta olacakları bile bile, isteyerek yapıyorum. Göze alıyorum. Göremiyorum.

Yirmi dört yaşında, sokaktaki kayıp milyonlarca bireyden hiçbir farkım olmadan, dramatik yazılar yazıp hayatımda bir gelişme bekliyorum. Her şeyi yarınlara erteleyip bugünlerin kalbini kırıyorum.
Sonu olmayan bu patikanın girişinden sürekli yorum yapıyorum. Ya yürümeyi sevmiyorum, ya da yalnız yürümekten korkuyorum. Belki de doğru ayakkabıyı bulamıyorum, bilmiyorum.

Evde duramıyorum artık. Yalnızlık hissini sevdiğim, kendime zaman ayırdığım günleri özlüyorum. Duvarların konuştuğu ama üzerime yürümediği zamanları... Odamın pembe dumanla dolduğu, bilgisayarımın en eğlenceli dostum olduğu zamanları hatırlayınca şaşırıyorum sürekli. Çıkmam gerekiyor burdan, gitmem gerekiyor, kiminle gitmem gerekiyor? Ben, kendi başıma neden yapamıyorum? Kendimi bulmak için aldığım kararların sonucunda hep kendimi başkalarını ararken buluyorum.

Birey olamadım sanırım. Her şeyden biraz biraz, kocaman bir hiç oldum. Yirmi yıldır okula gidiyorum. Hayatım sürekli askıda devam ediyorken, ben ya insanların hayatlarını ayıplıyor ya da gıpta ediyorum.

Hayalleri var çocukluğumun, bana miras bıraktığı. Vasiyetinde büyük harflerle yazdığı. Hiçbiri için yeterince çabalamıyorum. Kotam her zaman kendimi kandırana kadar, belki bu yazıyı bile bu yüzden yazıyorum. Zaten artık güzel şeyler yazamıyorum.