17 Nisan 2021 Cumartesi

Zihnimdeki Yatağı Toplayamıyorum

 

            Çok uzun zamandır görüşmüyoruz seninle. Yazmıyorum artık eskisi kadar, çünkü eskisi kadar hissetmiyoruz seninle de. Hislerimi anlatamıyorum artık herkese, hep suçluyum zaten diye hatamı aramıyorum, dans ederken hep aynı hareketi yanlış yapıyorum.

            Çok uzun zamandır değilim kendimde, veya olmak istediğim yerde. Uğraşmıyorum artık yoran şeylerle, salıyorum en ince telinden. Her yere gitmiyorum artık, hiçbir yerde kalamıyorum, zihnimdeki yatağı toplayamıyorum. 

            Çok uzun zamandır korkuyorum hayat boyu çalışmaktan, mutluluğu aramaktan. Bakınmıyorum sağa sola artık bunun için, burnumun ucunu bile göremiyorum. Kendimi buldum sandığım her an kandırılıyorum, kendime hep iki adım geriden bakıyorum.

            Çok uzun zamandır darlanıyorum, ailemi daha çok özlüyorum. Sevdiğim herkesi kaybetmekten korkuyorum, en başında kimseye sahip olmasak bile. Yenilerini tanımaya korkuyorum ama maceraları da seviyorum. En tutarsız oyunun, en gönülsüz kahramanı... Canlarım tükeniyor, CD çiziliyor, konsol bozuluyor...

            Çok uzun zamandır ağlayamıyorum, niye bilmiyorum. Hiçbir zaman utanmadım ağlamaktan, her duyguyu en yüksek noktasında yaşamaktan. Göz yuvarlarımda hissediyorum bazen suyun basıncını, yine de baraj kapaklarını açacak anahtarı bulamıyorum. Ne zaman ağlayamasam bir şeyler yazıyorum, zihnimi ağlatıyorum. Kocaman bir blog oluştu, bir o kadar da asla paylaşmadıklarım... Ağlayamadığım günlerin sayısını, tarihini ve yoğunluğunu... Hepsini biliyorum. Hepsini silmek istiyorum. Hepsini silmek istiyorum. Hepsini silmek istiyorum.

            Çok uzun zamandır rol yapıyorum, hangi ödülü kazanınca emekli olurum bilmiyorum. Yeni projelerin seçmelerine gönülsüz katılıyorum, kendimi temsil edemiyorum. Eğlenceli, komik, tatlı, güçlü, “cool”, zeki, mantıklı... Bu sıfatlarla yüzümü yıkayıp akşam yine yorganla kavga ediyorum. Sürekli yüzüm asık olduğundan, kendimle yüzleşemiyorum.

            Çok uzun zamandır ne istediğimi bilmiyorum, benden isteneni istemediğimi biliyorum. İstediğimi bildiğimi alamıyorum. Aldığımla yetinemiyorum. Yetindiğimle kimse mutlu değil, biliyorum. Yine de istiyorum.

            Çok uzun zamandır doymuyorum, zaten acıkmıyorum da. Refleksif yemek yiyorum, bütün gece hayaletlerini kusuyorum. Anoreksiya hastası ruhuma spor yaptırtmaya çalışıyorum, hiçbir rutini tamamlayamıyorum, çok yoruluyorum, hayali bedenimi sakatlıyorum.

            Çok uzun zamandır aynı defterleri karalıyorum, kalem baki, mürekkep sonsuz ama sayfalardaki beyazlıklar tükeniyor. Sil baştan yazdıkça izler daha da kabarıyor, her yazım bir öncekinden daha kötü oluyor. El yazısı bu kadar kötü birisi için yeni, bembeyaz sayfalı bir defterin ne önemi var bilmiyorum, yazmayı bırakmak istemiyorum. Kalemimi kırmak istemiyorum.

            Çok uzun zamandır erteliyorum sürreal hedeflerimi, çabaladıkça da uzaklaşıyorum. Ee, peki ben pes ettikten sonra ulaşsam, “hedef”/ “keşke” olmuyor mu? Keşke demekten nefret ediyorum, dilime pelesenk olan bir numaralı kelime olduğu için utanıyorum. Zeki görünen bir aptal olduğum için saklanıyorum, aptal kararlarımın sorumluluğunda boğuluyorum.

            Çok uzun zamandır negatiflikleri örtemiyorum, çok çabalıyorum. Her şeyi analiz edip inceliyorum, yine de bardağın boş tarafında beynimi camdan cama vuruyorum. Her şeyin önlemini almaya çalışıyorum artık, salmaya çalışırken kontrol manyağı alter egomla kavga ederken buluyorum kendimi. Bir sabah ahbapken, akşamında can düşmanımla yaşadığımı farkediyorum. Artık arkada ses yokken uyuyamıyorum.

            Çok uzun zamandır anlatmıyorum, saklıyorum, gizliyorum. Zihnimin şarap mahzenlerinde sorunlarımı fermante ediyorum. Neden anlatmıyorum, bilmiyorum. Anlatınca herhangi birisi anlıyor mu, onu da bilmiyorum. Üzülürüm diye mutsuz şarkılar dinlemiyorum, belki de bu yüzden duymak istemediklerimi işitmemek için susuyorum. Problemleri biraz daha yıllandırıyorum.

            Çok uzun zamandır büyüyemiyorum, ne zaman aynaya baksam daha da küçükmüşüm gibi geliyor, belki de büyümek istemiyorum. Monotonluktan nefret edip huzur arıyorum, heyecan sevip değişiklik sevmiyorum, yenilik sevip klasikleşmiş hareketlerimi tekrarlıyorum. Güvenli bölgemi terk edemiyorum, güvenli mi onu bile bilmiyorum.

            Bilmiyorum... Çok uzun zamandır yeni favori repliğim. O sikko taşlı patikanın taşlarını tekmeliyorum. Ayakkabım yırtık pırtık oldu, yine de yürümeye devam ediyorum.

Ben hiçbir şey bilmiyorum.

 

18-04-21