Çok uzun zamandır görüşmüyoruz seninle. Yazmıyorum artık
eskisi kadar, çünkü eskisi kadar hissetmiyoruz seninle de. Hislerimi
anlatamıyorum artık herkese, hep suçluyum zaten diye hatamı aramıyorum, dans
ederken hep aynı hareketi yanlış yapıyorum.
Çok uzun zamandır değilim kendimde, veya olmak istediğim
yerde. Uğraşmıyorum artık yoran şeylerle, salıyorum en ince telinden. Her yere
gitmiyorum artık, hiçbir yerde kalamıyorum, zihnimdeki yatağı toplayamıyorum.
Çok uzun zamandır korkuyorum hayat boyu çalışmaktan,
mutluluğu aramaktan. Bakınmıyorum sağa sola artık bunun için, burnumun ucunu
bile göremiyorum. Kendimi buldum sandığım her an kandırılıyorum, kendime hep
iki adım geriden bakıyorum.
Çok uzun zamandır darlanıyorum, ailemi daha çok
özlüyorum. Sevdiğim herkesi kaybetmekten korkuyorum, en başında kimseye sahip
olmasak bile. Yenilerini tanımaya korkuyorum ama maceraları da seviyorum. En
tutarsız oyunun, en gönülsüz kahramanı... Canlarım tükeniyor, CD çiziliyor, konsol
bozuluyor...
Çok uzun zamandır ağlayamıyorum, niye bilmiyorum. Hiçbir
zaman utanmadım ağlamaktan, her duyguyu en yüksek noktasında yaşamaktan. Göz
yuvarlarımda hissediyorum bazen suyun basıncını, yine de baraj kapaklarını
açacak anahtarı bulamıyorum. Ne zaman ağlayamasam bir şeyler yazıyorum, zihnimi
ağlatıyorum. Kocaman bir blog oluştu, bir o kadar da asla paylaşmadıklarım...
Ağlayamadığım günlerin sayısını, tarihini ve yoğunluğunu... Hepsini biliyorum.
Hepsini silmek istiyorum. Hepsini silmek istiyorum. Hepsini silmek istiyorum.
Çok uzun zamandır rol yapıyorum, hangi ödülü kazanınca
emekli olurum bilmiyorum. Yeni projelerin seçmelerine gönülsüz katılıyorum,
kendimi temsil edemiyorum. Eğlenceli, komik, tatlı, güçlü, “cool”, zeki,
mantıklı... Bu sıfatlarla yüzümü yıkayıp akşam yine yorganla kavga ediyorum. Sürekli
yüzüm asık olduğundan, kendimle yüzleşemiyorum.
Çok uzun zamandır ne istediğimi bilmiyorum, benden
isteneni istemediğimi biliyorum. İstediğimi bildiğimi alamıyorum. Aldığımla
yetinemiyorum. Yetindiğimle kimse mutlu değil, biliyorum. Yine de istiyorum.
Çok uzun zamandır doymuyorum, zaten acıkmıyorum da.
Refleksif yemek yiyorum, bütün gece hayaletlerini kusuyorum. Anoreksiya hastası
ruhuma spor yaptırtmaya çalışıyorum, hiçbir rutini tamamlayamıyorum, çok
yoruluyorum, hayali bedenimi sakatlıyorum.
Çok uzun zamandır aynı defterleri karalıyorum, kalem
baki, mürekkep sonsuz ama sayfalardaki beyazlıklar tükeniyor. Sil baştan
yazdıkça izler daha da kabarıyor, her yazım bir öncekinden daha kötü oluyor. El
yazısı bu kadar kötü birisi için yeni, bembeyaz sayfalı bir defterin ne önemi
var bilmiyorum, yazmayı bırakmak istemiyorum. Kalemimi kırmak istemiyorum.
Çok uzun zamandır erteliyorum sürreal hedeflerimi,
çabaladıkça da uzaklaşıyorum. Ee, peki ben pes ettikten sonra ulaşsam, “hedef”/
“keşke” olmuyor mu? Keşke demekten nefret ediyorum, dilime pelesenk olan bir
numaralı kelime olduğu için utanıyorum. Zeki görünen bir aptal olduğum için
saklanıyorum, aptal kararlarımın sorumluluğunda boğuluyorum.
Çok uzun zamandır negatiflikleri örtemiyorum, çok
çabalıyorum. Her şeyi analiz edip inceliyorum, yine de bardağın boş tarafında
beynimi camdan cama vuruyorum. Her şeyin önlemini almaya çalışıyorum artık,
salmaya çalışırken kontrol manyağı alter egomla kavga ederken buluyorum
kendimi. Bir sabah ahbapken, akşamında can düşmanımla yaşadığımı farkediyorum.
Artık arkada ses yokken uyuyamıyorum.
Çok uzun zamandır anlatmıyorum, saklıyorum, gizliyorum.
Zihnimin şarap mahzenlerinde sorunlarımı fermante ediyorum. Neden anlatmıyorum,
bilmiyorum. Anlatınca herhangi birisi anlıyor mu, onu da bilmiyorum. Üzülürüm
diye mutsuz şarkılar dinlemiyorum, belki de bu yüzden duymak istemediklerimi
işitmemek için susuyorum. Problemleri biraz daha yıllandırıyorum.
Çok uzun zamandır büyüyemiyorum, ne zaman aynaya baksam
daha da küçükmüşüm gibi geliyor, belki de büyümek istemiyorum. Monotonluktan
nefret edip huzur arıyorum, heyecan sevip değişiklik sevmiyorum, yenilik sevip klasikleşmiş
hareketlerimi tekrarlıyorum. Güvenli bölgemi terk edemiyorum, güvenli mi onu
bile bilmiyorum.
Bilmiyorum... Çok uzun zamandır yeni favori repliğim. O
sikko taşlı patikanın taşlarını tekmeliyorum. Ayakkabım yırtık pırtık oldu,
yine de yürümeye devam ediyorum.
Ben hiçbir şey
bilmiyorum.
18-04-21