6 Nisan 2020 Pazartesi

Sobe


Duymayanlara bağırılan kelimeler...
Anlamayanlara anlatılan değerler...
Onlarca kelimenin buzdolabında çürümesi...

                        Boş konuşuyorum bu aralar sürekli. Kimse okumadığındandır kalemim tükeniyor her geçen gün. Negatif çocuğun kırgınlıkları, ekmek kırıntıları.. Beş dakikalık sorunların beş senelik oluşu ve senin asla olamayışın. Sen kimsin? Adın neydi? Bu negatifliğin pozitifliği nerededir? Yine tabelasız yolların şerit çizgisi... Nereye, kaç kilometre kaldı? Yürüyorum ama ayakkabılar eskidi.

            Neye sinirliyim? Neden darlanıyorum? Hangi rengim bugün? Siyah, gri, lacivert, mor... Koyu mu olması gerekiyor illa? Turkuazı özlediğim kadar özleyecek miyim seni? Sanmıyorum. Çünkü “Sen” kimsin bilmiyorum. Seni tanımıyorum. Seni artık beklemiyorum. Senin değil sensizliğinin darlanmasını yaşıyorum.

            Ailemi özledim. Ailemle kalıyorum yirmi gündür. Ailemi özledim. Ailemden ayrıyım yirmi gündür. Ailemi özledim. Ailem bensiz Ankara’da yirmi gündür. Ailemi özledim. Ailem ne yapıyor, bilmiyorum yirmi gündür. Ailemi özledim. Ailem nasıl bilmiyorum yirmi gündür. Ailemi özledim. Ailem kim, bilmiyorum yirmi gündür. Ailemi özledim. Ailem beni özlüyor mu, bilmiyorum yirmi gündür. Ailemi özledim. Ailemi özledim. Ailem?

            Bok gibi bir yazı oluyor yine. Kafam güzel, ikinci sınıf kalitesiz Türkçe rap dinleyip aklıma geleni yazdığım bir yazı... Yine bir melankoli bağımlısının atağı, çocuğu yere düşen annenin kalp atışıyım. Bir babanın çocuğuna verdiği imkansız sözü, kardeşin küskünlüğü, arkadaşın üzgünüyüm bugün. Bir teyzenin samimiyetsizliği, bir dayının kolpalığıyım; bir amcanın verdiği huzur, kuzenin verdiği güvensizliğim bugün. Bir halanın yorumu, bir eniştenin şakasıyım bugün; tatsızım, yine de yalnızım bugün.    

            Sonunda kafayı yiyorum sanırım. Dilencinin yolda bulduğu ekmek kadar sert oldu kalbim sonunda, ben bu muyum? Yoldan geçerken hapşıran insanlara çok yaşa diyen çocuktan geriye kalan bu mu? Ev üstüme gelmiyor artık, ben evin üzerine gidiyorum. Dört duvarı ben darlıyorum. Mutfağın ışığını bilerek kapatıyorum. Duş alırken oyalanmıyorum.

            Sırtım kaşınmıyor artık. Aynada vücudumun ön kısmını daha çok inceliyorum. Tatlı sözlerle konuşurken iki kere düşünüyorum artık. Olmayan omurgam sızlıyor, ve ben sürekli süt içiyorum. Tembelliğimin sınırlarını zorluyorum. Sürekli karakterimi dinlendiriyorum. Yedek kulübesinden dışarı adımımı atmıyorum. Sürekli o basket topunu sektirmeden koşmaya çalışıyorum. Muhtemelen oyunu hala bilmiyorum.

            On sekizini doldurur doldurmaz bara giden bir çocuğum bugün. Bekaretini yeni kaybetmiş bir ruh, ilk öpücüğü beklediği gibi olmayan bir aşığım bugün. Babamla sarıldığımızı hatırlayabildiğim ilk anıyım bugün. Annemin ağladığını gördüğüm ilk günüm bugün. İlk aşkımla yaşadığım ilk kavga, ilk yediğim dost kazığıyım bugün. Sobaya elimi değip yaktığım ilk gün bugün. Ne yapacağımı bilmediğim ilk ve tek günüm bugün. İnsanım bugün.

            Bir kahvecide, bir yaz günü, birkaç arkadaşla içilen kahve olmak istiyorum bugün. İlk sarhoş söylediğim şarkı, ilk güzel seksim olmak istiyorum bugün. İlk defa köpek sevdiğim gün olmak istiyorum, ilk defa kucağımda bir kedinin mırladığı bir uykuya dalış... Büyükev dinleyerek kahvaltı hazırlamak, ağlarken sarıldığım güven veren omuz olmak istiyorum bugün. Hiçbir şey konuşmadan sohbet ettiğim ortamları, Hiçbir şey düşünmeden saatlerce anlattığım gün olmak istiyorum bugün. Kendim olmak istiyorum, bu yazdıklarımı silmek istiyorum.

            Saklanmalıyım. Kimse sevmiyor bu halimi. Ayna karakterimin kör açısı geriye sadece karanlık yansıtıyor. Saklanmalıyım. Sevilmek için bunu yapmam gerek. Sevinmek için de bunu yapmam gerek. Saklanmalıyım. Yaz geliyor. Bütün negatifliğimi kışlıklarla kaldırmalıyım. Kimse görmemeli, unutmalı, sorgulamamalı yokluğunu. Saklanmalıyım. Durduk yere kanayan burnumu göstermemeliyim, gizlice tampon yapmalıyım. Kronik baş ağrılarımı kendime saklamalıyım. Bol su içip sıcak havlulara sarılmalıyım. Ağrı kesicilerin alay konusu olmamalıyım. Saklanmalıyım. 

Sobe.

            Susmalıyım. Biraz susmalıyım artık. Çok konuşuyorum. Herkesle, her şey hakkında, her zaman. Sumalıyım. Dinlemeyi biliyorum ama yine de susmalıyım. Anlatmayı sevdiğim için susmalıyım. Susmadığım için öğrenemiyorum, öğrenemediğim için merak etmiyorum, merak etmediğim için sormuyorum, sormadığım için konuşacak birini bulamıyorum.
Susmalıyım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder