10 Temmuz 2019 Çarşamba


15 Şubat 2015 Pazar
Renksiz hayatlarını benimle boyayan insanların eline fırçayı hep ben tutuşturdum
          Renksiz hayatlarını benimle boyayan insanların eline fırçayı hep ben tutuşturdum. Kendim kaşınmışım biraz da sanırım. Büyüdükçe bozulmayanımız kalmadı. Bir yerden sonra da aynı renkler sarmıyor tabii. Sıkılıyor insan. Fırçayı bile değiştiriyor. Hayat tıpkı bir tuval gibi. Boyamayı seviyorsun ama renkler hiçbir zaman yeterli değil. Ortaya güzel bir şey çıkması için birbirinden farklı fırçalara ihtiyacın var ve sen ne yaparsan yap, nasıl boyarsan boya; ortaya çıkan üründen memnun kalmayan insanlar var. En sonunda tamam diyip sergiyi kapatacam suratlarına amk.
          Güneşle aramı düzelttim derken gece küstü şimdi de. Uyuyamıyorum bir türlü. Ay'ın gülümsemesinin altında sigara içmek varken Güneş'in gereksiz samimiyetine maruz kalıyorum her gün. Hoşuma gitmiyor, samimiyetsiz. Yılışık bir kız kadar itici, kendini bilmeyen bir erkek kadar da mide bulandırıcı. Neyse, neyse.
          Taşındığımdan beri gelemedim kendime. Beğenmediğim dört duvarı tanımadığım iki insana tercih ettiğim durumdan bahsediyorum. Hayatımda olan her insanı geri kazanmaya çabalıyışım üstüne sürekli yeni insanlar ekleniyor, çok fazlalar. Eskileri kazanmak için attığım adımlar tekme tokat geri dönerken, korkudan yeni insanlara açamıyorum kendimi. Kendimden çok değer verdiğim insanları kaybetme tehlikesine o kadar çok düştüm ki son birkaç haftada önümü göremiyorum yine. Zaten siktiğimin yurduna neden taşındıysam, sigara bile içemiyorum yazı yazarken. Gamsızlığıyla övünen insanı kaybettim. Yerine; optimist, özürlü bir iyilik meleği geldi yine,ahahaha(!)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder