26 Şubat 2016 Cuma
Bunun için döndüm belki
de
Günaydın! Ay'ın en beyaz
tarafı. Kafamın içindeki geceyi bölen ışık, hoş geldin. Uykudan uyandın
sanırım, mahmursun birazcık. Sol elinle sağ gözünü ovuşturarak mı okuyorsun
yazdıklarımı? Gözlerini devirerek cevap yazıyorsun belki de, düşünce
denizindeki balıklardan birkaç tanesiyle. İç çekiyorsundur yada sesli şikayet
ediyorsundur. Etme. Kabullen bunu, bunları. Beni ve her şeyimi. Ayrı ayrı kazı
zihninin en karanlık tahtasına, hem de en beyaz tebeşirle. Kalpten
bahsetmiyorum dikkat edersen; orası zaten benim evim. Gizli saklı yaşadığım;
gözden ırak, gölgelerle dolu barınağım. Tek sıkıntı çıkamamak oradan, çünkü
girişi unuttum. Vücudunda bulunan en yararlı parazit oldum. Tamı tamına iki
sene, susuz hayatta kaldım dört odacık evde. Her öksürüğünü hissettim, arada
damarları tıkadım. Bazen hızlandırdım evimi, heyecanlandırdım seni de. Hem de
gereksiz yere.
Bu
yeri kazanmak için çok çabaladım mı? Tartışılır. Ben dahil herkes farkında.
Sorun şu ki; çabalamaya sonradan başladım. Baktım ufacık evime yeni birini
sokmaya çalıştın, olmadı. İkimiz de nefes alamadık, hatta üçümüz de. Beslenme
zincirinin en altına atıldım bir anda, vücudundaki en değersiz organa döndüm.
İki yıl nadasa bıraktığın toprak oldu evim, kirli kan temiz kandan fazla akar
oldu. Gözün bile kanlandı, kendi hislerini göremez oldun. Durum kötüye gittikçe
zihninle birlik olup kendini ikna eder oldun. Bunun için döndüm belki de,
gözlerinin beyazı gerek kahverengi irislerine.
Duygular olmadan yaşayamazsın,
demişler. Hayatımda duyduğum en saçma söz öbeği. Diyen adam benim kadar basit
ve aşık, çok belli. Çünkü sen yaşadın, koskocaman iki yıl. Sadece mantıkla ve
doğru kararlarla... Eğer buna yaşamak diyorsan, yaşadın. Yeni arkadaşlar
edindin, eskilerle bağları koparttın. Yeni yemekler tadıp beğendin, eskilerden
de sapmadın. Yeni müzikler keşfettin, eskiyen şarkıları kenara bıraktın.
Hayatında çok fazla bir şey değişmedi, çünkü değişen her şey artık hayatında
değildi. Ben hayatında değildim çok uzun bir süre hatun kısmısı. Ve sen benim
olmadığım her dakika daha da yalnızlaştın, o yeniden inşa ettiğin kalabalık
hayatında. Çehrenden her ay bir gamze eksildi, benim şakalarımı duymayınca
kulakların. Teninde kaşınan her nokta beni özlediğinden kaşındı belki de.
Burnun hep kokumu duyamadığından aktı, miden hep sarılamadığımızdan üşüdü.
Bunlar için döndüm belki de, seni özlediğimi senin vücudunla anlatabilmek için.
Ben aslında dönmedim sana. Zaten
hep seninleydim. Sen bensin, ben senim çünkü. Biz karakterlerimizi birbirimizin
ateşinde dövdük. Bu yüzdendir ki; insanlar seni bana, beni sana benzetiyorlar.
İki gözü olmasaydı insanın eğer, bizi tek kişi görür müydü? Sabahları geceye,
geceleri sabaha bağlayan tanrı, güç, ruh yada kudret... İnsan figürüne
benzemese bizi ayrı yaratabilir miydi en başta? Sevgi bu kadar zorken ve
sürekli ilgi isterken, can yakmak bu kadar kolay olabilir miydi yahu? Senin
için döndüm ben, hem de hiç gitmeden. Benim için bekledin sen de, hem de çok
uzun bir süre tek dal sigara içmeden. Murphy bey bok yemiş; ben seni, sen beni
bu kadar çok severken. Birbirimize döndük biz. Biz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder