10 Temmuz 2019 Çarşamba


2 Aralık 2014 Salı
Yalnızlık Kahvesinin Yanında Yakılan Bir Dal Sigara
           Gözlerimi gecenin karanlığına açtığımda anlamıştım bir sorun olduğunu. Güneş'i kaybedeli on gün kadar olmuştu sanırım. Saklanbaçta da hiç iyi değildim zaten çocukluktan beri, herhalde hiç öğrenememişim kuralları. Kendime gelmeye çalışmadan önce hemen bi telefonu kontrol ettim. Sikiyim, yine 39 cevapsız çağrı, 15 mesaj. Ne yazık ki annemden çoğunluğu. Hemen iyi olduğuma dair yarım yamalak bir şeyler karalayıp gönderdim. Önce Twitter’a, sonra da Facebook’a takılı kaldım yarımşar saat. En sonunda doğrulabildim yavaştan batakhane yatağımdan. Halıyı incelerken terlikleri yokladım ayaklarımla, bir yandan da açık pencereden gelen soğuk esintinin keyfini sürüyordum ahmakça. Gözlerimi kapatmış terlikleri bulmanın verdiği başarı hissini kucaklayıp kalktım ayağa. Vücut belden kırık, öne doğru eğik bir şekilde yürümeye başladım telefonu hiç bırakmadan. Ağır ve küçük adımlarla yüzümü yıkamadan mutfağa uğradım önce. Her taraf pislik içindeyken çaydanlığı buldum tezgahın sol köşesinde. Bir önceki sabahtan kalan suyu döküp tekrar doldurdum yavaşça. Banyoya geçmeden önce mutfağa bir göz gezdirdim her sabah yaptığım gibi. Yine bir yarın hallederim cümlesi geçti zihnimin kenarından ve oy birliği ile kabul edildi. En çok oyu ellerim vermişti şüphesiz. Yine iğrenç kola bardağını gördüm masanın üstünde. İçinde beyaz bir şey oluşmuş, kuyruklu ve hareket ediyor. ''2 hafta önceden kalan bir bardak kolanın yaydığı kokuya inanamazsınız!'' şeklinde anlatılacak bir hikayem daha oldu diye düşündüm biran. Kendi kendime gülümsedim, anlatacak insan bırakmışım gibi çevremde. Banyoya gidişim daha az heyecanlıydı, en azından kapısı hep açıktı. Yerdeki kan lekelerini hala silmemiştim. Aslında bayadır hiçbir şey yapmamıştım. Sabah çişimi yaptıktan sonra aynada kendime baktım, yine tanıyamadım. Sanırım kendimi unutalı bayağı olmuştu. Sırıttım. Kendime şirinlik yaparak günü kendime daha güzel hale getirdim ve soğuk suyu suratıma çarpınca birden ayıldım. Sırıtış gerginliğe, öfkeye o kadar hızlı döndü ki yanaklarım kasıldı. Hızlıca oradan çıkıp çalışma odama doğru yürümeye başladım. Koridorumun uzunluğuna yine lanet ediyordum ki sonunda vardım. Camel Softumdan bir dal alıp mutfağa koştum bu sefer. Koşmam gerekiyordu sabahın nefretini kaldıramıyordum. Yine uyanmışlığın, sorumlulukların, hataların , keşkelerin bağırışmalarına katlanmak zorundaydım. Bu mümkün değildi. Mutfağa ışık hızında girip çaydanlığı ocaktan aldım. Hemen temiz sayılabilicek bi bardak bulup son sütlü köpüklüyü de boşalttım içine. Ardından sigaramı yakıp odama doğru yürüdüm yavaş yavaş. Sigara ve kahvenin büyüsü sardı beni anında. O kadar negatifliği götürebilicek şeylerin bu kadar basit olduğuna inanmazdım eskiden. Bilgisayarımı açıp ; kendi elimle, minder yardımlarıyla rahatlattığım kolduğuma da oturduktan sonra Google'a ulaştım. Kendi hayatımda başarısızdım, sorumsuzdum ve keşkelerin köpeğiydim. Başkalarının hayatlarını izlemek beni rahatlatıyordu. Hemen açtım bir ingiliz dizisi, içinde kaybettim kendimi. Kahve itekledi, sigara rahatlattı o dizi de sığınacak bir yer verdi. Aileme dönüşen bu alışkanlıklar aslında hayatımın ta kendisiydi. Su kaynamış, sonra devam ederiz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder