29 Mart 2015 Pazar
Neyse
Uyandım. Yeni başlayan güne yaklaşık
olarak sekiz saat geç kalmışım. Kahvaltıyı geçirmiş, öğlen yemeğini kaçırmışım.
Mide bulantısı ile harmanlanmış uykumu yataktan kaldırıp lavaboya tükürdüm.
Elimi yüzümü yıkayıp, sorumluluklarımı kağıt havluyla kurulayıp çöpe attım.
Çoktan yirmi kez küstüğüm şehrin en sıkıcı dakikalarını yakalamışım yine.
Geceleri barıştığımızdan gündüzleri sevemiyorum bir türlü, eğlenemiyorum.
Uyuyamıyorum bu yüzden. Rüyalarla terbiye edilen karakterlerimizin pasaklılığı
uykusuzluk. Belki de senin karakterin bu yüzden köy yolu gibi oldu, bilmiyorum.
Neyse.
Bir türlü anlatamadım sana bazı
şeyleri. Basit matematiği algılayamadın. Sen artı ben, eşittir ''bizsiz''
onlar. O' da senin gölgen olan gizli özne. Sonucu belli olmayan bu problem
yüzünden sınıfta kaldık belki de. Sense sınıfın bilmiş öğrencisi olup, bu soru
yanlış, diyerek kestirip attın. Gerçi barajı bile zar zor geçmiştik. Sınav
stresinde ne yapardık kim bilir. Kitapçığı karalamaktansa soruları boş bırakmak
daha mantıklı, doğru söylüyorsun. Zaten konular işlenirken ben uyuyordum. Sense
kitap okuyordun. Neyse.
Üç tarafı saçlarla çevrili çehrende
saklambaç oynarken sobelenmiştim gözlerine. Çanak çömlek patlayınca yanında
olmayacak olmaktan memnunum. Senelerdir benimle tecrübe ettiğin anıların, başka
insanlar tarafından Deja vu'laştırılışını görmeyecek olmaktan memnunum. Benim
yerime koymaya çalıştığın ve çalışacağın her insanın, seni acıtışını görmeyecek
olmaktan memnunum. Her insanın bir kalıbı olmak zorundadır, tabusunu yıktığın
için memnunum. Kimseye uzatamadığın elini yıllaca omzumda taşıdığım için
memnunum, benden sonra bunu deneyeceğin insanları görmeyecek olmaktan memnunum.
Çok memnunum yani. Optimistim yine, en sevmediğin. Neyse.
Bazen kaldıramıyorum bunları.
Bünyem almıyor. Bahçesinden kiraz çalınan amca gibiyim. Kızıyorum. Kızıyorum
ama sana da imreniyorum. Heyecanını dozunda yaşayıp, yakalanmadan kaçıp
gidiyorsun. Bana arkadan tepki vermesi kalıyor. İnisiyatifime göre; anlayış
gösterip tatlı tatlı söylenmek, görmezden gelmek, ya da içime doğru küfretmek
gibi şeyler. Kalbi kırılan her insanın yaptığını yapıp susuyorum ben de. Ne
kadar basit değil mi? Düz bir tepki. Kendi basitliğimden iğrenerek yatıyorum
yatağa, tavanda yüzünü hatırlamaya çalışıyorum sonra. Söylemek isteyip
korkaklığımdan söyleyemediğim her şeyi not alıyorum telefonuma. Sonra açıyorum
tatlı bir müzik başlıyorum karalamaya. Üçüncü sınıf amerikan komedi dizilerini
yaşarken kendimi kaptırdığım için utanıyorum. Sindiremiyorum bazı şeyleri. Tam
kafama sıkacak oluyorum, içinde senin olduğun aklıma geliyor, yapamıyorum.
Uyuyamıyorum. Neyse.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder